Kızıl çanaklı akşam çuha çiçeğinin sulanması ve gübrelenmesi
Kızıl çanaklı akşam çuha çiçeği kuraklığa belirli ölçüde dayanabilse de dengeli nem koşullarında daha güçlü saplar ve daha fazla çiçek oluşturur. Sulama düzeni belirlenirken yalnızca yüzeyin görünümüne değil, kök seviyesindeki neme de dikkat edilmelidir. Fazla su kök sorunlarına yol açarken uzun süreli susuzluk çiçeklenme süresini kısaltabilir. Gübreleme ise ölçülü yapılmalı, bitkinin doğal olarak orta verimli topraklara uyum sağladığı unutulmamalıdır.
Toprak nemini doğru değerlendirmek
Sulama kararı vermeden önce toprağın birkaç santimetre altı kontrol edilmelidir. Yüzey sıcak havada hızlı biçimde kuruyabilirken alt tabaka hâlâ yeterince nemli olabilir. Parmağın veya ince bir ahşap çubuğun toprağa batırılması pratik bir değerlendirme sağlar. Alt kısım serin ve hafif nemliyse sulama bir süre ertelenebilir.
Toprağın rengi ve yapısı da nem hakkında bilgi verir. Kuru toprak daha açık renkli, gevşek ve tozlu görünür. Fazla ıslak toprak ise koyu renk alır, ele yapışır ve sıkıldığında kolayca dağılmaz. Bitkinin kökleri için ideal ortam nemli fakat hava boşluklarını koruyan bir yapıdır.
Yaprakların gün ortasında hafifçe gevşemesi her zaman ciddi susuzluk anlamına gelmez. Çok sıcak havalarda bitki buharlaşmayı azaltmak için geçici olarak yapraklarını aşağı doğru tutabilir. Akşam serinliğinde yapraklar yeniden dikleşiyorsa hemen yoğun sulama yapmak gerekmeyebilir. Solgunluk sabah saatlerinde de devam ediyorsa kök bölgesindeki nem mutlaka kontrol edilmelidir.
Yağış miktarı sulama programına dâhil edilmelidir. Kısa süreli hafif yağmur çoğu zaman yalnızca toprağın üst kısmını ıslatır. Uzun süren ve yavaş yağan yağmur ise kök seviyesine kadar ulaşabilir. Yağmurdan sonra toprağı kontrol etmek, gereksiz sulamayı ve kök çevresinde su birikmesini önler.
Bu konudaki diğer makaleler
Genç bitkilerin sulanması
Yeni çimlenmiş fidelerin kökleri yüzeye çok yakın olduğu için kurumaya karşı hassastır. Bu dönemde toprak sürekli hafif nemli tutulmalıdır. Sulama ince damlacıklarla yapılmalı ve yüzeyde oyuklar oluşturacak güçlü akıştan kaçınılmalıdır. Sabah erken saatler, genç fidelerin gün boyunca yeterli suya sahip olmasını sağlar.
Fideler büyüdükçe kökleri daha derine iner ve sulama sıklığı azaltılabilir. Her gün az miktarda su vermek yerine daha seyrek fakat kök bölgesini tamamen ıslatan sulamalar tercih edilmelidir. Bu yöntem köklerin yüzeyde kalmak yerine aşağıya doğru gelişmesini teşvik eder. Derin köklü bitkiler sıcak ve kuru dönemlere daha dayanıklı olur.
Yeni şaşırtılan fideler ilk birkaç hafta özel dikkat ister. Kök topunun çevresindeki bahçe toprağı kurumadan hafif sulama yapılmalıdır. Saksı harcı ile çevredeki toprak farklı hızlarda kuruyabileceği için yalnızca yüzeye bakmak yanıltıcı olabilir. Sulama suyu hem eski kök topunu hem de çevresindeki yeni toprağı ıslatmalıdır.
Fide yapraklarında sararma görülürse yalnızca susuzluk düşünülmemelidir. Sürekli ıslak toprak da köklerin oksijen almasını engelleyerek benzer belirtiler oluşturabilir. Sulamalar arasında üst tabakanın hafifçe kuruması sağlanmalıdır. Kök çevresi çamur hâlindeyse drenaj iyileştirilmeden su vermeye devam edilmemelidir.
Bu konudaki diğer makaleler
Olgun bitkilerin sulanması
Yerleşmiş bitkiler kısa süreli kurak dönemleri genç fidelere göre daha iyi tolere eder. Bununla birlikte tomurcuklanma ve yoğun çiçeklenme sırasında tamamen susuz bırakılmaları uygun değildir. Uzun süreli kuraklık alt yaprakların kurumasına, tomurcukların küçülmesine ve çiçeklerin daha kısa ömürlü olmasına yol açabilir. Toprak belirgin biçimde kuruduğunda derin bir sulama yapılmalıdır.
Sulama doğrudan kök bölgesine uygulanmalıdır. Yaprakların ve çiçeklerin sık sık ıslatılması, özellikle serin gecelerde mantar hastalıklarına uygun bir ortam oluşturabilir. Damla sulama hattı veya yavaş akan bir hortum suyun toprağa işlemesini kolaylaştırır. Su yüzeyden akıp gidiyorsa akış hızı azaltılmalıdır.
Sabah sulaması çoğu koşulda en güvenli seçenektir. Gün içinde yapraklara sıçrayan su hızla kurur ve bitki sıcak saatlere yeterli nemle girer. Akşam sulaması yapılacaksa suyun yalnızca toprak yüzeyine verilmesi gerekir. Gece boyunca ıslak kalan yapraklar hastalık riskini artırabilir.
Çok sıcak ve rüzgârlı dönemlerde toprak daha hızlı su kaybeder. Böyle günlerde bitki normalden daha sık kontrol edilmelidir, ancak her kontrol mutlaka sulama ile sonuçlanmamalıdır. Derin sulamadan sonra toprağın üst kısmının kurumasına izin verilmesi kök sağlığı açısından yararlıdır. Sürekli yüzeysel sulama, zayıf ve sığ bir kök sistemi oluşturur.
Gübreleme zamanı ve yöntemi
Kızıl çanaklı akşam çuha çiçeği çoğu bahçe toprağında yoğun gübreleme olmadan gelişebilir. İlkbaharda rozet büyümeye başladığında kök çevresine ince bir olgun kompost tabakası yaymak genellikle yeterlidir. Kompost gövdeye veya yaprak merkezine doğrudan temas etmemelidir. Toprak yüzeyine hafifçe karıştırıldığında besinler yağış ve sulamayla yavaşça kök bölgesine ulaşır.
Toprak çok fakirse dengeli içerikli yavaş salınımlı bir gübre düşük dozda kullanılabilir. Ürünün önerilen miktarının üst sınırına çıkmak yerine daha ölçülü bir uygulama yapılmalıdır. Gübre kuru toprağa verilmemeli, uygulamadan sonra alan sulanmalıdır. Böylece tuz yoğunluğunun hassas kökleri yakma riski azalır.
Çiçek sapı belirgin biçimde uzamaya başladıktan sonra yüksek azotlu gübre vermek uygun değildir. Azot fazlalığı yaprak ve gövde gelişimini artırırken çiçek tomurcuğu oluşumunu geri plana itebilir. Ayrıca dokular yumuşar ve uzun saplar rüzgâra karşı daha dayanıksız hâle gelir. Çiçeklenme döneminde yalnızca belirgin besin eksikliği varsa hafif destek uygulanmalıdır.
Yaz sonuna doğru gübreleme durdurulmalıdır. Geç dönemde verilen azot, bitkinin mevsim sonunda gereksiz yere yumuşak yeni sürgünler oluşturmasına neden olabilir. Bu dokular serin ve nemli sonbahar koşullarında hastalıklara daha açık olur. Bitkinin doğal biçimde olgunlaşmasına ve tohum oluşturmasına izin vermek daha sağlıklıdır.
Besin eksikliği ve aşırı gübreleme belirtileri
Azot eksikliğinde yaşlı yapraklarda genel bir soluklaşma ve sararma görülebilir. Büyüme yavaşlar, gövde ince kalır ve yapraklar normalden küçük gelişir. Ancak alt yaprakların çiçeklenme sonuna doğru doğal olarak sararması besin eksikliğiyle karıştırılmamalıdır. Değerlendirme yapılırken mevsim, sulama düzeni ve toprağın durumu birlikte ele alınmalıdır.
Demir veya diğer mikro besinlerin alınamadığı durumlarda genç yapraklarda damarlar yeşil kalırken araları sararabilir. Bu belirti özellikle aşırı kireçli ve sürekli ıslak topraklarda ortaya çıkabilir. Doğrudan yoğun gübre vermek yerine öncelikle drenaj ve toprak tepkimesi kontrol edilmelidir. Kökler havasız kaldığında toprakta besin bulunsa bile bitki bunları yeterince kullanamaz.
Aşırı gübrelenmiş bitkiler koyu yeşil, iri ve yumuşak yapraklar oluşturur. Gövde hızla uzar fakat kendi ağırlığını taşımakta zorlanabilir. Çiçek sayısı beklenenden az kalabilir ve yaprak biti yoğunluğu artabilir. Böyle bir durumda gübreleme durdurulmalı, sulama dengelenmeli ve bitki gerekirse desteklenmelidir.
Gübre yanığı yaprak kenarlarında kahverengileşme, ani solma ve kök çevresinde beyaz tuz birikimiyle fark edilebilir. Sorun erken aşamadaysa toprak bol fakat kontrollü suyla yıkanabilir. Ancak drenaj zayıfsa yoğun su uygulaması kök çürümesini artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Gelecekte gübre miktarı azaltılmalı ve uygulama mutlaka nemli toprağa yapılmalıdır.