Işık bu bitkinin hem rengini hem de karakteristik hareketlerini kontrol eden temel enerjidir. Üçgen yapraklı süs yoncası ışığa karşı son derece duyarlı bir yapıya sahiptir. Yapraklarının gün boyu güneşi takip etmesi ve gece kapanması ışık algısının ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Doğru ışık seviyesini ayarlamak bitkinin formunu koruması için elzemdir.
Doğrudan gelen sert öğle güneşi yaprakların narin dokusuna zarar verebilir. Yapraklarda kahverengi yanıklar veya renk solmaları genellikle aşırı güneş ışığının sonucudur. İdeal olan bitkiyi parlak ama filtrelenmiş bir ışık alanına yerleştirmektir. İnce bir tül perde arkasından gelen güneş ışığı bu bitki için mükemmeldir.
Işığın yetersiz olduğu durumlarda bitki hayatta kalma mücadelesine girer. Yaprak sapları ışığa ulaşabilmek için normalden çok daha fazla uzar ve zayıflar. Bu durum bitkinin dolgun görünümünü kaybetmesine ve cılız bir hal almasına neden olur. Eğer bitkin çok fazla “boya kaçıyorsa” ışık yetersizliği yaşıyor olabilir.
Bitkinin yaprak rengi ışık miktarıyla doğrudan ilişkilidir. Yeterli ışık alan bitkilerin yaprakları çok daha derin ve canlı bir mor tona bürünür. Işık azaldıkça yaprakların rengi açılır ve bazen yeşilimsi bir ton alabilir. Estetik bir görünüm için bitkinin ışık ihtiyacını karşılamak en önemli görevindir.
Konumlandırma ve ışık yönü
Evin kuzeye bakan pencereleri genellikle bu bitki için yeterli ışığı sağlamaz. Doğu veya batı cepheli pencereler sabah veya akşam güneşi alabildiği için daha uygundur. Güney cepheli pencerelerde ise bitkiyi camın tam dibine değil, biraz daha iç kısımlara koymak koruyucu olur. Bitkinin tepkilerini izleyerek en iyi köşeyi zamanla bulabilirsin.
Bu konudaki diğer makaleler
Fototropizma özelliği nedeniyle bitki her zaman en güçlü ışık kaynağına doğru eğilir. Bu durum saksının bir tarafının çok gür, diğer tarafının ise boş kalmasına yol açabilir. Bunu önlemek için saksıyı haftada bir kez çeyrek tur döndürmek faydalıdır. Böylece bitki her yönden eşit miktarda ışık alarak dengeli bir form kazanır.
Yapay ışık kullanımı doğal gün ışığının yetersiz olduğu kış aylarında bir alternatif olabilir. Özel bitki yetiştirme lambaları bitkinin ihtiyacı olan spektrumu sağlayabilir. Ancak doğal ışığın yerini hiçbir şeyin tam olarak tutamayacağını unutmamalısın. Lambaları bitkiden çok yakın tutmamalı, ısı etkisinden korumalısın.
Dış mekanda yetiştirmeyi düşünüyorsan gölgelik bir alan seçmek zorunludur. Ağaç altları veya balkonların kuytu köşeleri dış mekan için ideal yerlerdir. Rüzgarın ışıkla birleşmesi bitkiyi daha çabuk kurutabilir, bu yüzden korunaklı bir yer olmalıdır. Gece sıcaklıklarının düşmesi durumunda bitkiyi içeri almak gerektiğini unutmamalısın.
Işık ve uyku döngüsü ilişkisi
Bitkinin yapraklarını gece kapatması “niktinasti” olarak adlandırılan doğal bir olaydır. Bu hareket bitkinin ışık yoğunluğuna verdiği biyolojik bir tepkidir. Işık azaldığında yapraklar bir şemsiye gibi kapanarak dinlenme moduna geçer. Bu durum bitkinin gece boyu nem kaybetmesini önleyen harika bir savunma mekanizmasıdır.
Bu konudaki diğer makaleler
Eğer bitki gündüz vakti yapraklarını açmıyorsa ışık seviyesi çok düşük demektir. Bu bir yardım çığlığıdır ve bitkinin daha aydınlık bir yere ihtiyacı olduğunu gösterir. Bazen çok bulutlu havalarda da bitki yapraklarını tam olarak açmayabilir. Bu durum geçici bir tepkidir ve güneş açtığında normale döner.
Bitkinin ışık döngüsünü bozacak ani ışık değişimlerinden kaçınmak gerekir. Gece yarısı odanın ışığını açmak bitkiyi şaşırtabilir ve ritmini bozabilir. Bitkilerin de bizim gibi düzenli bir gece ve gündüz döngüsüne ihtiyacı vardır. Karanlık saatlerin yeterince uzun olması bitkinin dinlenmesini sağlar.
Kış aylarında günlerin kısalması bitkiyi doğal olarak kış uykusuna yönlendirir. Bu dönemde ışık azaldığı için bitki daha az fotosentez yapar ve büyümesi yavaşlar. Işıktaki bu azalma bitkiye artık dinlenme zamanının geldiği sinyalini verir. Mevsimsel ışık değişimleri bitkinin ömrünü uzatan doğal bir saat işlevi görür.