Su marulu doğrudan suyun içinde yaşadığı için klasik anlamda sulanmaz, ancak içinde bulunduğu suyun miktarı ve niteliği sürekli yönetilmelidir. Buharlaşmayla azalan suyun tamamlanması, düzenli kısmi su değişimleri ve uygun besin düzeyinin korunması bakımın temelini oluşturur. Fazla gübreleme köklerde hasara ve alg sorunlarına yol açarken, yetersiz besin yapraklarda solgunluk ve küçülme meydana getirebilir. Başarılı bakım, bitkinin görünümünü su değerleriyle birlikte değerlendirmeye dayanır.

Su marulunda sulamanın gerçek anlamı

Su marulu için sulama, yapraklara su dökmek anlamına gelmez. Bitkinin kökleri zaten sürekli su içinde bulunduğundan esas amaç su seviyesini, sıcaklığını ve kimyasal dengesini korumaktır. Yaprakların özellikle rozet merkezinin ıslatılması çürüme riskini artırabilir. Bu nedenle su eklerken doğrudan bitkilerin üzerine dökülmemelidir.

Açık kaplarda ve dış mekân havuzlarında buharlaşma önemli miktarda su kaybına neden olabilir. Su seviyesi düştükçe sıcaklık ve çözünmüş madde yoğunluğu daha hızlı değişir. Eksilen su düzenli olarak tamamlanmalı, ancak bir anda çok miktarda soğuk su eklenmemelidir. Küçük ve sık tamamlamalar daha kararlı bir ortam sağlar.

Buharlaşma yalnızca suyu azaltır, sudaki mineral ve tuzları ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yalnızca eksilen suyu sürekli tamamlamak zamanla bazı maddelerin birikmesine yol açabilir. Belirli aralıklarla kısmi su değişimi yapmak bu birikimi sınırlar. Kullanılan suyun klordan arındırılmış ve sıcaklık bakımından uygun olması gerekir.

Yağmur suyu dış mekân kaplarını kısa sürede doldurabilir ve su değerlerini değiştirebilir. Şiddetli yağış yaprak rozetlerini ıslatabilir, bitkileri kenara sıkıştırabilir ve kaptan taşırabilir. Yağmur sonrasında su seviyesi, sıcaklık ve bitkilerin fiziksel durumu kontrol edilmelidir. Kirli çatı yüzeylerinden gelen su doğrudan yetiştirme kabına yönlendirilmemelidir.

Su değişiminin doğru yapılması

Su marulu bulunan akvaryumlarda tüm suyu bir anda değiştirmek genellikle gerekli değildir. Büyük ve ani değişimler sıcaklık, pH ve mineral dengesinde şok oluşturabilir. Bunun yerine düzenli aralıklarla kısmi su değişimi tercih edilmelidir. Değişim miktarı, canlı yüküne ve suyun genel durumuna göre belirlenir.

Su değişiminden önce yüzeydeki bitkiler geçici olarak temiz bir kaba alınabilir. Böylece sifonlama sırasında köklerin çekilmesi veya yaprakların ıslanması önlenir. Yeni su eklendikten ve akış dengelendikten sonra bitkiler yeniden yüzeye bırakılır. Kısa süren dikkatli bir işlem, köklerde oluşabilecek mekanik hasarı azaltır.

Yeni suyun sıcaklığı mevcut suya yakın olmalıdır. Özellikle kışın musluktan gelen çok soğuk su tropikal kök dokusunda stres oluşturabilir. Klor ve benzeri dezenfeksiyon maddeleri uygun yöntemle giderilmelidir. Su hazırlayıcı ürün kullanılıyorsa doz, toplam kap hacmine göre doğru hesaplanmalıdır.

Kısmi su değişiminin sıklığı yalnızca takvime göre belirlenmemelidir. Bulanıklık, koku, alg artışı, köklerde erime veya canlılarda huzursuzluk gibi belirtiler su kalitesinin bozulduğunu gösterebilir. Bununla birlikte gereğinden sık ve büyük değişimler de biyolojik dengeyi zayıflatabilir. En iyi sonuç, ölçüm ve gözlemin birlikte kullanılmasıyla elde edilir.

Uygun gübre türünün seçilmesi

Su marulu besinlerini doğrudan su sütunundan aldığı için kök bölgesine yerleştirilen toprak gübrelerine ihtiyaç duymaz. Sıvı su bitkisi besinleri, gerekli durumlarda daha uygun bir seçenek oluşturur. Kullanılan ürünün akvaryum veya havuz canlılarıyla uyumlu olması önemlidir. İçeriği belirsiz bahçe gübreleri su ortamında kullanılmamalıdır.

Azot, sağlıklı yaprak ve sürgün gelişiminde temel rol oynar. Balık bulunan sistemlerde oluşan azotlu atıklar su marulunun ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabilir. Bu durumda ayrıca yüksek miktarda azot eklemek gereksiz olabilir. Balıksız veya çok temiz sistemlerde ise azot eksikliği daha kolay görülebilir.

Demir, genç yaprakların canlı yeşil görünümünü korumasına yardımcı olur. Ancak gereğinden fazla demir eklemek bitkinin daha hızlı büyümesini garanti etmez. Mikro elementler dengeli biçimde ve düşük dozlarda verilmelidir. Tek bir besin maddesine yoğunlaşmak diğer elementlerin alımını olumsuz etkileyebilir.

Bakır içeren bazı ilaçlar ve yosun gidericiler hassas su canlıları için risk oluşturabilir. Bitki besini seçilirken ürünün içeriği dikkatle incelenmelidir. Karides, salyangoz veya hassas balık bulunan ortamlarda rastgele ürün kullanılmamalıdır. Güvenli bir ürün bile önerilen miktarın üzerinde uygulandığında sorun çıkarabilir.

Gübre dozunun ve uygulama zamanının ayarlanması

Gübrelemeye düşük dozla başlamak en güvenli yöntemdir. Üreticinin önerdiği miktar, yoğun bitkili bir sistem için hazırlanmış olabilir ve küçük bir kapta fazla gelebilir. İlk uygulamada önerilen dozun altında kalmak, bitkinin tepkisini değerlendirmeyi kolaylaştırır. Yeni yaprakların rengi ve büyüme hızı birkaç hafta boyunca izlenmelidir.

Gübre doğrudan yaprakların üzerine dökülmemelidir. Önce ayrı bir kapta suyla seyreltilmesi ve ardından bitkilerden uzak bir noktaya yavaşça eklenmesi daha uygundur. Güçlü yoğunlukla temas eden kök uçlarında geçici hasar oluşabilir. Filtrenin hafif akışı, besinlerin suya dengeli biçimde dağılmasına yardımcı olur.

Aktif büyüme döneminde besin ihtiyacı daha yüksek olabilir. Yazın sıcaklık ve ışık uygun olduğunda bitki hızlı biçimde yavru oluşturur. Kışın ya da düşük ışık altında büyüme yavaşladığı için aynı gübre dozunu sürdürmek gereksiz birikime yol açabilir. Uygulama sıklığı mevsime ve gelişim hızına göre azaltılmalıdır.

Her gübre uygulamasından sonra hemen belirgin sonuç beklenmemelidir. Bitkinin yeni yaprak dokusu oluşturması zaman alır ve eski hasarlı yapraklar tamamen düzelmez. Değerlendirme, rozet merkezinden çıkan yeni yapraklara göre yapılmalıdır. Sürekli doz artırmak yerine kararlı bir bakım düzeni sürdürülmelidir.

Eksiklik ve fazlalık belirtilerinin değerlendirilmesi

Genel sararma çoğu zaman azot yetersizliğiyle ilişkilendirilse de tek olası neden bu değildir. Soğuk su, kök kaybı ve yetersiz ışık da benzer bir görünüm oluşturabilir. Önce sıcaklık, kök sağlığı ve ışık düzeyi kontrol edilmelidir. Besin eklemek, temel çevre sorunu çözülmeden etkili olmayabilir.

Genç yaprakların soluk çıkması demir veya başka mikro elementlerin yetersizliğini düşündürebilir. Yaprak damarları ile damar aralarının renk farkı tanı açısından yararlı olabilir. Ancak yüksek pH bazı elementler suda bulunsa bile bitkinin bunları almasını zorlaştırabilir. Bu nedenle yalnızca daha fazla gübre eklemek yerine su kimyası da değerlendirilmelidir.

Aşırı gübrelemede kök uçlarında erime, yapraklarda düzensiz bozulma ve yoğun alg oluşumu görülebilir. Suyun iletkenliği veya çözünmüş madde miktarı belirgin biçimde yükselmiş olabilir. Böyle bir durumda gübreleme durdurulmalı ve uygun oranlarda kısmi su değişimleri yapılmalıdır. Bitkiye toparlanması için zaman tanınmalıdır.

En doğru gübreleme programı, sabit bir reçeteden çok gözleme dayalı bir dengedir. Bitki sayısı arttıkça besin tüketimi yükselir, seyreltme sonrasında ise aynı doz fazla gelebilir. Balık sayısı, yemleme miktarı ve su değişim sıklığı da besin düzeyini etkiler. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde su marulu daha güçlü ve dengeli gelişir.

Paylaş: