Bahçecilikle uğraşan herkesin korkulu rüyası olan hastalıklar ve zararlılar, ne yazık ki bu türü de zaman zaman ziyaret edebilir. Ancak erken teşhis ve doğru müdahale ile bitkini bu olumsuz durumlardan büyük oranda koruyabilirsin. Genellikle çevre koşullarının bozulması, zararlı organizmaların bitki üzerinde çoğalması için uygun bir zemin hazırlar. Bitkini düzenli olarak incelemek ve anormal değişimleri fark etmek, sağlıklı bir koleksiyonun temel kuralıdır.

Kök çürüklüğü, bu bitkinin karşılaştığı en sinsi ve yıkıcı hastalıklardan biri olarak bilinir. Genellikle aşırı sulama ve drenajı kötü olan topraklar nedeniyle ortaya çıkan mantar kaynaklı bir problemdir. Bitkinin gövde kısmında yumuşama ve yapraklarda ani kararmalar fark ettiğinde durum oldukça ciddi demektir. Bu durumda bitkiyi saksıdan çıkarıp çürümüş kökleri temizlemeli ve tamamen yeni, kuru bir toprağa dikmelisiniz.

Külleme hastalığı, yapraklar üzerinde un serpilmiş gibi beyaz bir tabaka oluşmasıyla kendini gösteren bir diğer mantar türüdür. Bu hastalık genellikle nemli ve havasız ortamlarda, özellikle sıcaklık değişimlerinin yoğun olduğu zamanlarda yayılır. Enfeksiyonu kontrol altına almak için etkilenen yaprakları derhal uzaklaştırmalı ve ortamın havalandırmasını artırmalısın. Gerekli durumlarda uzmanlar tarafından önerilen fungisit içerikli spreylerden faydalanmak etkili bir çözüm sunacaktır.

Zararlılar arasında unlu bitler, tüylü yaprakların arasına gizlenmeyi sevdikleri için en çok dikkat edilmesi gereken gruptur. Bu küçük beyaz, pamuksu canlılar bitkinin öz suyunu emerek büyümesini yavaşlatır ve yaprakların deforme olmasına yol açar. Onları fark ettiğinde, bir kulak çubuğunu alkole batırarak tek tek temizleyebilir veya doğal içerikli yağ karışımları kullanabilirsin. Müdahalede geç kalınması, zararlıların kısa sürede diğer bitkilerine de sıçramasına neden olabilir.

Önleyici tedbirler almak, hastalıklarla mücadele etmekten her zaman çok daha kolay ve az maliyetlidir. Bitkiler arasında yeterli mesafe bırakarak hava akışını sağlamak, birçok mantar hastalığının oluşmasını engeller. Yeni aldığın bir bitkiyi koleksiyonuna dahil etmeden önce birkaç hafta karantinada tutarak olası bir zararlı taşınmasının önüne geçmelisin. Bitkinin genel direncini yüksek tutmak için doğru ışık ve besin dengesini sağlamak en güçlü savunma mekanizmasıdır.

Bitkini iyileştirme sürecinde sabırlı olmalı ve kullanılan ilaçların dozajına sadık kalmalısın. Kimyasal yöntemlere başvurmadan önce her zaman biyolojik ve doğal çözümleri denemek, bitkinin genel sağlığı için daha iyidir. Sorun çözüldükten sonra bitkinin tekrar güçlenmesi için ona sakin bir ortam sunmalı ve stres faktörlerini minimize etmelisin. Sağlıklı bir gelişim için bitkinin her daim gözünün önünde olması ve ihtiyaçlarının karşılanması yeterli olacaktır.