Limon ağacının sağlıklı biçimde gelişebilmesi, dikim aşamasında alınan doğru kararlarla yakından ilişkilidir. Yer seçimi, toprak hazırlığı, dikim derinliği ve köklerin korunması, bitkinin sonraki yıllardaki büyüme gücünü belirler. Çoğaltma yöntemi ise yeni bitkinin meyve özelliklerini, gelişme hızını ve hastalıklara dayanıklılığını etkileyebilir. Bu nedenle hem dikim hem de çoğaltma işlemleri acele edilmeden, bitkinin biyolojik ihtiyaçları dikkate alınarak yapılmalıdır.

Limon ağacı tohum, çelik, havai köklendirme ve aşılama gibi farklı yöntemlerle çoğaltılabilir. Ancak bu yöntemlerin her biri aynı sonucu vermez ve her koşul için uygun değildir. Tohumdan yetişen bitkiler ana ağacın özelliklerini tam olarak taşımayabilir ve meyveye yatmaları uzun sürebilir. Çeşit özelliklerini korumak isteyen yetiştiriciler genellikle vejetatif çoğaltma yöntemlerine yönelir.

Bahçeye dikilecek limon ağaçlarında iklim koşulları dikkatle değerlendirilmelidir. Kışın don olaylarının sık görüldüğü bölgelerde açık alan yetiştiriciliği riskli olabilir. Böyle yerlerde büyük saksılar kullanmak, ağacı soğuk dönemlerde korunaklı alana taşıma imkânı sağlar. Ilıman bölgelerde ise güneşli ve rüzgârdan korunmuş bahçe alanları başarılı sonuç verir.

Yeni dikilen veya çoğaltılan bitkiler ilk dönemde çevresel strese karşı daha hassastır. Kök sistemi tam gelişmediği için su kaybı ile köklerin su alma kapasitesi arasında kolayca dengesizlik oluşabilir. İlk haftalarda düzenli nem, yumuşak ışık ve aşırı sıcaklardan koruma sağlanmalıdır. Bitki yeni sürgünler oluşturmaya başladığında köklerin çalışmaya başladığı anlaşılır.

Dikim yeri ve zamanının belirlenmesi

Limon ağacı için en uygun dikim yeri günün büyük bölümünde güneş alan, su birikmeyen ve soğuk rüzgârlardan korunan bir noktadır. Güney veya güneybatıya bakan duvar önleri, biriken ısı sayesinde avantaj sağlayabilir. Bununla birlikte ağacın geliştiğinde ulaşacağı taç genişliği de hesaba katılmalıdır. Yapılara, yürüyüş yollarına ve diğer ağaçlara çok yakın dikim yapılmamalıdır.

Dikim zamanı, bölgenin iklimine ve bitkinin yetiştirilme biçimine göre değişir. Kışı ılıman geçen bölgelerde ilkbahar, köklerin sıcak dönem boyunca gelişmesi açısından güvenli bir seçenektir. Çok sıcak ve kurak bölgelerde sonbahar dikimi de uygulanabilir, ancak genç ağaç soğuktan korunmalıdır. Don ihtimali bulunan dönemlerde açık köklü veya yeni saksılanmış bitkilerin dikimi ertelenmelidir.

Toprak dikimden önce derinlemesine işlenmeli ve yabancı ot köklerinden temizlenmelidir. Ağır topraklarda organik madde ve iri yapılı mineral bileşenler kullanılarak drenaj geliştirilebilir. Yalnızca dikim çukuruna çok gevşek bir karışım doldurmak, köklerin çevredeki sert toprağa geçmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle çukurun çevresindeki toprağın da geniş bir alanda iyileştirilmesi daha kalıcı sonuç verir.

Dikim çukuru kök topundan daha geniş, ancak gereksiz ölçüde derin olmamalıdır. Ağacın kök boğazı toprak seviyesinin altında bırakılırsa gövde dokularında çürüme gelişebilir. Aşılı fidanlarda aşı noktası mutlaka toprak yüzeyinin üzerinde kalmalıdır. Dikim tamamlandıktan sonra toprak hafifçe bastırılmalı, fakat köklerin çevresindeki hava boşlukları tamamen sıkıştırılmamalıdır.

Saksıya ve bahçeye dikim uygulaması

Saksıya dikimde kabın altında yeterli sayıda drenaj deliği bulunmalıdır. Saksının tabanını tamamen kalın taşlarla doldurmak yerine, suyu geçiren dengeli bir toprak karışımı kullanmak daha etkilidir. Drenaj deliklerinin kapanmasını önlemek için tabana ince bir file veya kırık saksı parçası yerleştirilebilir. Kök topu saksının ortasına konularak çevresi hazırlanan karışımla doldurulmalıdır.

Fidan saksıdan çıkarılırken gövdesinden sertçe çekilmemelidir. Kabın kenarları hafifçe sıkılarak veya saksı yan yatırılarak kök topunun bütünlüğü korunmalıdır. Dış çevrede kendi etrafında dönmüş kökler varsa nazikçe gevşetilebilir. Çok sıkışmış köklerde birkaç yüzeysel dikey kesik, köklerin yeni toprağa yönelmesini teşvik edebilir.

Bahçeye dikimde genç ağacın rüzgârla sallanması köklerin yeni toprağa tutunmasını geciktirebilir. Gerekli durumlarda gövdeyi sıkıştırmayan yumuşak bağlarla bir destek kazığı kullanılabilir. Bağ noktası gövdenin doğal hareketini tamamen engellememelidir. Destek, ağaç kökleriyle sağlamlaştıktan sonra kaldırılmalıdır.

Dikim sonrasında yapılan ilk sulama, toprağın köklerin çevresine yerleşmesi açısından önemlidir. Su yavaş verilerek dikim alanının tamamına ulaşması sağlanmalıdır. Toprak çökerse kök boğazını kapatmadan az miktarda ilave karışım eklenebilir. Yeni dikilen ağaca hemen yüksek dozda mineral gübre vermek yerine köklerin toparlanması beklenmelidir.

Tohum ve çelikle çoğaltma

Limon çekirdekleri taze durumdayken daha yüksek çimlenme gücüne sahiptir. Meyveden çıkarılan çekirdekler yıkanarak üzerlerindeki şekerli kalıntılardan arındırılmalıdır. Kurumalarına izin verilmeden nemli ve geçirgen bir ekim ortamına yerleştirilmeleri yararlı olur. Ekim kabı sıcak ve aydınlık tutulmalı, ancak doğrudan sert güneşe bırakılmamalıdır.

Tohumların çimlenmesi sırasında ortam sürekli ıslak değil, düzenli nemli tutulmalıdır. Fazla su, çekirdeklerin çürümesine ve genç köklerin havasız kalmasına yol açabilir. Fideler gerçek yapraklarını geliştirdikten sonra ayrı kaplara şaşırtılabilir. Tohumdan yetişen ağaçların meyve kalitesi ve dikenlilik durumu ana bitkiden farklı olabilir.

Çelikle çoğaltmada sağlıklı, hastalıksız ve yarı odunsu sürgünler seçilir. Çelik üzerinde birkaç boğum bırakılır ve alt yapraklar çıkarılarak su kaybı azaltılır. Kesim yüzeyi temiz ve keskin bir aletle hazırlanmalı, kullanılan ortam steril ve havadar olmalıdır. Köklenme süresince yüksek hava nemi yararlı olsa da yaprakların sürekli ıslak kalması mantar riskini artırır.

Çeliklerin köklenmesi sıcaklık, sürgünün olgunluğu ve çeşidin köklenme yeteneğine göre değişir. Şeffaf bir örtüyle nem korunabilir, ancak içerideki havanın düzenli olarak yenilenmesi gerekir. Yeni yaprak oluşumu her zaman köklenmenin kesin kanıtı değildir, çünkü çelik bir süre gövdesindeki rezervlerle gelişebilir. Köklerin oluştuğu anlaşıldığında örtü kademeli biçimde açılarak genç bitki normal ortama alıştırılmalıdır.

Aşılama ve havai köklendirme

Aşılama, istenen limon çeşidinin özelliklerini uygun bir anaç üzerinde korumak için kullanılan güvenilir yöntemlerden biridir. Anaç seçimi ağacın toprak koşullarına uyumunu, hastalıklara dayanıklılığını ve büyüme gücünü etkiler. Aşı kalemi veya gözü, sağlıklı ve çeşidi doğru bilinen bir ana bitkiden alınmalıdır. Kesim yüzeylerinin temiz olması, dokuların doğru hizalanması ve nem kaybının önlenmesi başarı için gereklidir.

Göz aşısı, narenciyelerde yaygın kullanılan tekniklerden biridir. Anaç kabuğunun kolay ayrıldığı aktif büyüme döneminde uygulama daha başarılı olabilir. Yerleştirilen gözün çevresi uygun aşı bağıyla sıkıca sarılırken göz kısmı açık bırakılabilir. Aşı kaynaştıktan sonra bağ zamanında gevşetilmeli ve anacın aşı altından çıkan sürgünleri temizlenmelidir.

Havai köklendirme, ana bitkiden ayrılmadan önce dal üzerinde kök oluşturmayı amaçlar. Sağlıklı bir dalın kabuğu belirli bir bölgede halka biçiminde çıkarılır ve bu alan nemli köklendirme malzemesiyle sarılır. Dış kaplama nemi korumalı, ancak köklenme bölgesini aşırı ısıtmamalıdır. Yeterli kök oluştuğunda dal köklerin altından kesilerek ayrı bir saksıya alınabilir.

Yeni ayrılan havai köklendirme bitkisi ilk dönemde güçlü güneşe ve kuru havaya karşı korunmalıdır. Kök sistemi henüz küçük olduğu için yaprakların su kaybı fazla olabilir. Gerekirse taçtaki yaprak miktarı sınırlı ölçüde azaltılarak köklerle üst kısım arasında denge kurulur. Bitki yeni sürgünler geliştirmeye başladığında ışık miktarı ve bakım uygulamaları kademeli olarak artırılabilir.